Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği;
Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli! Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu Olmayı beklememeli!
Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı; Bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için; kaçırmamalı!
Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için, hiç Çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin; ağlamayı bilmiyorsan, Neşesizdir kahkahaların;
Merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların...
Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten herkesi unutmamalı!
Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için...
Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil, Söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!
Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere... Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları, aynı bahanelerle tekrarlamaması için!
Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak! Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!
Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi; Ama, kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki, hakkını verebilsin sevdiklerinin;
Zaman bulabilsin; Bir teşekkür, bir elveda için...
Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer; Asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten;
Ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan! Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi...
kazanılmamış bir macerasında yaşıyorum seni, Eksilmiş parçalarımı tek tek tamamlamaya çalışırkensensizliğimde, Yüreğimin derinliklerinde birçok maviliklerim kopup gidiyor sessizce, Sus ve dayan desem de konuşamayan cümlelerimle, Engin denizlerde oluşan ama görülmeyendev dalgalar gibi yüreğim biliyorum… Susarak her güneşsiz geceyi,bir öncekinin üzerine kapatıyorum. her susuşun özlenen sevgiliye bir cevap olsun, Kimsenin kimse olmadığını anladığında duygularım, Dibe vuran her hüznümün, bir başkasının umurunda olmadığını bile bile, Yaşadığım bu soğuk,hercai şehirde,Aldanışlarımın ve suskunluğumun bedelini ödemek düşüyor yine bana.Öfkeyi, sevdayı, tezatları, yarım kalmışlığı içimde yaşıyorum sana dair,Sana dair yazmak istemiyorum aslında, Hüznümün öğretilerini başkalarının kavrayamayacağının farkındayım.
Kış bahara, gece gündüze, uzak yakına dönüşünceye kadar, Yelkovanla akrebe az küfür etmedim, yaşam tünelinde sevmeyi beceremedim belki de, Kendi özüme dönüp, düşler bahçesinin gülleriyle avuturken ben gönlümü, Sensizliği tüketmek adına, her gece bir çizik atıyorum yüreğimin sanrılı duvarlarına, Görebilseydin eğer, her hücresinde bakışların, her köşesinde parmak izlerin saklı, Duyabilseydin çığlıklarımı, kayboldukça yarı çıplak sokakların ortasında, Bir istiridye ürkekliğinde benliğim, hiç yarım kalmamış, hiç yaşanmamış gibi, Yaşantımın en dik yokuşunda, siyah beyaz bir tebessümündü ardından bana kalan,Bedenimdeki gizli sen’lerin hapsedilen ılık bir öpüşün olur suskunluklarımda, Sus gönlüm…Susmalısın ki; Sevdanla yeşeren dört mevsim senfonisi çalsın
çınlayan kulaklarında,Susmalısın ki; Acılara gülümseyişinin ölümsüzlüğe çizilen coğrafyasında bahar olsun sevilerin, Susmalısın ki; En berduş kelimelerinle gölgeler içinde dolaşan ruhun, özlemin dansına eşlik etsin, Susmalısın ki; Hasret kapıları vuslata sürgülensin,
═♥═☪═♥═══════════════♥═☪═♥═ ═♥═☪═♥═══AYRILIK ÖLÜM═══♥═☪═♥═ ═♥═☪═♥═══════════════♥═☪═♥═ ═♥Umutlar besledim aşkına yarim ═♥Yasaksın sen bana ondan bu halim ═♥Sensiz gülmez oldu bu gül cemalim ═♥Ayrılık ölüm severken canı ═♥═☪═♥═══════════════♥═☪═♥═ ═♥═☪═♥══Sürgün~Sevdam ══♥═☪═♥═ ═♥═☪═♥═══════════════♥═☪═♥═ ═♥Sonsuz bir sevdaya yollar aradım ═♥Sensiz bu bedende yaralar sardım ═♥Senin sevdan ile aklımı çaldım ═♥Ayrılık ölüm severken canı ═♥═☪═♥═══════════════♥═☪═♥═ ═♥═☪═♥══Sürgün~Sevdam ══♥═☪═♥═ ═♥═☪═♥═══════════════♥═☪═♥═ ═♥Düştüğüm her yerde kanadı yüregim ═♥Bi çareyim yarim yasaksın neyleyim ═♥Bu derdi senden başka kime diyeyim ═♥Ayrılık ölüm severken canı ═♥═☪═♥═══════════════♥═☪═♥═ ═♥═☪═♥══Sürgün~Sevdam ══♥═☪═♥═ ═♥═☪═♥═══════════════♥═☪═♥═ ═♥Soysuz bir sevda bu candan can alır ═♥Geriye virane bir yüregim kalır ═♥Elbet bir gün yolla hakkada varır ═♥Ayrılık ölüm severken canı ═♥═☪═♥═══════════════♥═☪═♥═ ═♥═☪═♥══Sürgün~Sevdam ══♥═☪═♥═ ═♥═☪═♥═══════════════♥═☪═♥═ ═♥Yasaksın sen bana ecel olsanda ═♥Sen olacaksın daima bu canda ═♥Yürekten feryadımı duymasanda ═♥Ayrılık ölüm severken canı ═♥═☪═♥═══════════════♥═☪═♥═ ═♥═☪═♥══Sürgün~Sevdam ══♥═☪═♥═ ═♥═☪═♥═══════════════♥═☪═♥═ . .☪═♥═⇨Sű®Gűɳ⇔S€ʌɗąʍ⇦═♥═☪
Adam genç kadına seslendi: - Bana gözyaşı borcun var!
Genç kadın sordu: - Nasıl öderim?
Adam gözlerini kırptı; - Haydi gülümse!
Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.
Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde. İkisi de bahar kokuyordu... Biri ilkbahar, diğeri güz.
Adam, seslendi yine; - Bana mutluluk borcun var!
Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu: -Nasıl ödeyebilirim?
Heyecanlandı adam - Haydi yat dizlerime!
Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca. Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının. Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. Çaresizliğini ördü sırasıra. Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam. Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı. Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice. Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu.
Genç kadının gözlerinin içine baktı; - Bana yürek borcun var!
Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı. - Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?
Adam kollarını uzattı - Haydi tut ellerimi!
Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde. Genç kadın gitmek üzereydi.
Adam son kez seslendi; - Bana can borcun var!
Kadın irkildi; - Can mı?
Sigarasından derin bir nefes çekti adam; - Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!
Hoşuna gitti sözler kadının - Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?
Adam, biraz daha yaklaştı; - Yum gözlerini!
Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyen dudaklarına.
- Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın...
Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi; - Hayat öpücüğüydü!
Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...
Adam, şaşırdı; - Ya senin bu yaptığın neydi?
Genç kadın kapıya yöneldi; - Veda öpücüğü!
Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın.
Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına. - Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...
Genç kadın sümbülleri aldı: - Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!
Adam sevindi: - Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!
Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam, - Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!